YOL, YOLDA OLMAK

Yol denildiğinde genellikle aklımıza bir yere ulaşmak için katlanılması gereken ya da tepilmesi gereken bir mesafe geliyor. Yani amaç olarak değil, hedefe ulaşmak için bir araç. Böyle olunca da yol algısı zihinlerimizde negatif bir yere konumlandırılıyor; sarf edilmesi gereken bir efor gibi.

Çoğumuz hayatı bir sonraki durağa ulaşmak için yaşıyoruz. Bir sonraki şehir, bir sonraki iş, bir sonraki hedef... Oysa bazen yolun kendisi, ulaşmaya çalıştığımız yerden daha fazla şey öğretiyor.

Yol, hedefe erişmek için bir araç değil de başlı başına bir amaç olduğunda, hak ettiği anlamı kazanıyor bence. Yolda olmak ise bazen kelimelerle tarif etmekte zorlandığım, fakat nasıl bir haz olduğunu çok iyi bildiğim o his ve deneyim. Tam bu noktada, çok sevdiğim Oruç Aruoba'dan aklıma sevdiğim bir dize geliyor: “Varış, çoğu zaman yolun bitişidir; oysa yolun kendisi dönüştürücüdür.” (Kendisinin yol, yön ve yer kavramlarına felsefi ve şiirsel açıdan kafa patlatmasını çok değerli buluyorum.)

Tam olarak bu sebeplerle seyahat ediyorum. Günlük hayatın keşmekeşinde, örneğin markete ya da şehir merkezine giderken teptiğim mesafe değil de; hiç gitmediğim bir ülkenin hiç bilmediğim bir şehrinde kendi kendime sokaklarda kaybolurken, bir daha hiç görmeyeceğim insanlarla o kısacık zaman diliminde ahbaplık ederken, kafama öyle estiği için otobüse atlayıp “hadi gelmişken başka şehirleri de keşfedeyim” dediğim anlarda yoldayım.

Yolda olduğum zamanlarda, günlük hayatın robotikleşmiş rutinlerinin aksine, beş duyumu da açıyorum. Sesleri, kokuları, tatları ve görüntüleri daha çok hissederek, daha çok fark ederek. Ve bu pratiği yapmayı kendime bilinçli olarak hatırlatıyorum. Kendi kendime espri yapıyorum ve buna bazen katılarak gülüyorum. Kendi başardıklarımı hatırlıyor, kendimi kutluyorum. Hayatın zorlaştığı zamanlarda kendi kendime sarılmayı unutabildiğimi fark edip, kendime sarılıyorum. Yorulduğumda kendime bir yerlerde güzel bir yemek ve şarap ısmarlıyorum. Kendime, kendimle ve kendim için kaldırıyorum yani kadehleri.

O sebeple yola çıkmak, yolda olmak ve özellikle bunu kendi kendime yapmak, benim için sadece yeni yerler görmekten ibaret değil. Bu, kendimle buluşmanın, kendimi duymanın ve kendime gösterebildiğim en büyük öz şefkat biçimlerinden biri aslında. Sanırım bu yüzden, varacağım yerden çok, yolda olmayı seviyorum. 🤍